Seçme ve Seçilme Hakkı!..

09.12.2019
A+
A-

Son günlerde yeniden gündeme gelen “Yurt Dışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler’in Seçme ve Seçilme Hakkı”, 40 yıldır pişirilen temcit pilavı gibi bir defa daha önümüze kondu. Özellikle İngiltere’de yaşayan Kıbrıslı Türklere, Kıbrıs’tan gelen birçok politikacının, bu kez de KKTC Başbakanı Ersin Tatar’ın “desteksiz atışı”, kendi deyimi ile “kafadan atması”, Londra’daki bir kesim “meraklıyı” müthiş heyecanlandırdı.

Seçme ve Seçilme Hakkı, bir ülkedeki halkın iradesinin “demokratik” bir şekilde yönetime yansımasını, halkın desteklediği parti, grup, düşünce ve adayların yönetimde yer almasını sağlamak için yapılır. Tabii her seçimin veya seçim sisteminin “demokratik” olup olmadığı, oy kullananların “iradesinin” gerçek anlamda sonuçlara yansıyıp yansımadığı da ayrı bir tartışma konusudur.

Kuzey Kıbrıs’a bu anlamda baktığımız zaman, 1974’ten sonra çizilen sınırlar içerisine toplanan Kıbrıslı Türkler, gelişen süreç içerisinde kendi geleceklerini belirlemek/etkilemek adına siyasi oluşumlarını hayata geçirmiş, seçme/seçilme haklarını kullanarak “demokratik” örgütlenmelerini yaşama geçirmeye çalışmışlardır.

Günümüze kadar gelen 45 yıllık döneme bir göz attığımızda, Kıbrıs’taki siyasi süreçlerin sürekli ve düzenli bir müdahaleye maruz kaldığını, özellikle Türkiye’den yapılan direk/indirek müdahalelerle Kıbrıs Türk toplumunun iradesinin sürekli dumura uğratıldığını görürüz. Özellikle son 10 yılda, artık kimsenin inkar edemeyeceği ölçüde artan nüfus aktarımı ve hemen hemen her gün verilen yeni vatandaşlıklarla, artık Kıbrıs Türk toplumunun “öz iradesinden” söz etmek imkansız hale gelmiştir. Kıbrıs’ta yapılan “demokratik” seçimlerin Kıbrıs Türk toplumunun iradesini yansıttığına kimse inanmamaktadır.

Bir ülkede doğup büyüyen, orada yaşam süren ve oranın ekonomik/sosyal/kültürel yaşamından direk etkilenen, o değerler ve etkileşimle yatıp kalkan insanların o ülkeye bakış açısı, değerlendirmesi başka; o ülkede çok kısa bir süre yaşamış ya da o ülkeden uzun yıllar uzak kalmış insanların değerlendirmesi başka olur. Bu basit neden/sonuç ilişkisini görebilmek, anlayabilmek için dahi olmaya gerek yoktur.

Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıs Türk toplumunun “iradesinin” çiğnenmesi, ha oraya yerleştirilip “gollifa” dağıtır gibi vatandaşlık verilen insanlar eliyle sağlanmış; ha yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türkler eliyle ortadan kaldırılmış; bu ikisi arasında HİÇBİR FARK yoktur. Sonuçta bu kesimlere Seçme ve Seçilme Hakkı vermekle, Kıbrıs’ta “azınlık” konumuna düşürülen Kıbrıslı Türklerin iradesi çalınmaktadır.

İngiltere’de yaşayan küçük bir kesim Kıbrıslı Türkün bu istemle sürekli ortaya atılması, aslında burada yaşayan insanlarımızın hiç de gündeminde olan bir konu değildir. Seçme ve Seçilme Hakkı derken aslında bu, kendilerini “seçilmeye değer” gören küçük bir kesimin “kendi kendine gelin-güveyi olmasından” başka birşey değildir.

Sormak gerekir. 12 Aralık Perşembe günü İngiltere’de genel seçimler yapılıyor. Kıbrıslı Türklerin kaçta kaçı, yaşamsal öneme sahip bu seçimlerde oy kullanmak için kaydını yaptırmıştır? Kayıtlı olanların da kaçta kaçı bizzat sandığa gidip oy kullanacaktır? Elde kesin rakamlar yoktur, ancak günlük yaşamda karşılaştığımız gerçekler, bu rakamın çok da arzu edilen noktada olmadığını göstermektedir.

Yaşadığı ülkedeki halkın iradesinin sandığa yansıması yönünde “demokratik” hakkını kullanma düşüncesinde olmayan insanların, binlerce mil uzakta yaşayan başka bir toplumun “iradesini çalmaya” ne hakları vardır?

Kıbrıs küçük bir ülkedir. Kıbrıs dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısı, adada kalan insanlarımızın kat kat üzerindedir. Dünyada belki de sadece bizim toplumumuza özgü bu gerçeklik bile, orada yaşayan insanların demokratik karar süreçlerine müdahaleden uzak durmayı ve buna yeltenen tüm kesimlere karşı durmayı gerektirir. Aklı başında, demokrasiye inanan, insan haklarına saygı duyan, insan gibi düşünen herkesin bu gerçekliğe bakarak, adada yaşayan Kıbrıs Türk toplumuna SAYGI ile yaklaşması kaçınılmazdır. Oradaki toplumumuza yardım elini uzatmak, destek olmak başkadır, onların iradesine müdahale etmek başkadır.

Sonuç olarak, yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin, Seçme ve Seçilme Hakkı istemesi, orada yaşayan insanımıza karşı bir SAYGISIZLIKTIR. Bunun, Türkiye devlet ve hükümetlerinin Kıbrıs Türk toplumunu maruz bıraktığı uygulamalardan hiçbir farkı yoktur.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.