Mustafa Aşık: Kuzey Kıbrıs’a üçüncü dünya ülkelerinden neden direkt uçuş yok?

20.12.2019
A+
A-

Şüphesiz her Kıbrıs Türkü’nün merak ettiği bir soru: Kuzey Kıbrıs’a, Türkiye dışındaki ülkelerden direk uçuğunun olmaması. Bugün, The Global Voice’de  ele alacağım bu yazımda, mümkün olan en tarafsız biçimde bu soruna değinecek, merak edilen bazı soruları cevaplayacağım.

Ortaklık Devleti’nden (Kıbrıs Cumhuriyeti’nden), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Giden Süreci Kısaca Ele Alalım

447 yıl Osmanlı Devleti tarafından yönetilen Kıbrıs Adası, 1878’de Büyük Britanya’ya kiralanmış. İngiliz Sömürgesi olarak ada 1960 yılına kadar, tam 82 yıl yönetilmiştir. Daha sonra, Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını ilan eden Kıbrıslı Rum ve Türkler; Türkiye, Yunanistan ve Britanya’nın garantörlüğünde “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni” kurmuştur.

Ne yazık ki Rumların ortaklık devleti üzerinde daha fazla pay elde etmek için başlattığı girişimler sonucu, Kıbrıslı Türklere karşı ada çapında katliamlar başlatılmıştır. Ortaklık devleti, özelliklede Kıbrıs Türkü, ciddi yaralar alarak bir yok oluşa sürüklenmek istenmiştir.

Bu süreçte bir Cemaat olarak yola çıkan Türk Toplumu, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş önderliğinde kenetlenerek, öncelikle Otonom Kıbrıs Türk Devleti, sonrasında Kıbrıs Türk Federe Devleti ve self-determinasyon hakkını kullanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Adadaki sorunların faturasını Kıbrıs Türk toplumuna kesen, Dünya adaletini ve barışını sağlayacağını iddia eden büyük devletler ve yan kurumları Kıbrıs Türkünün gasp edilen hak ve hürriyetini bu süreçte yok saymış, ortaya koydukları çabaları hiçe saymıştır.

KKTC’nin varlığını kabul etmeyen Birleşmiş Milletler; kurduğumuz bu devlet ile ilişkiye girmeye çalışacak olan devletleri -özellikle de ABD’nin baskısıyla- yasa dışı faaliyetlerde bulunmamaları konusunda dayatmalarda bulundu. Böylece, Kıbrıs’ın kuzeyi yıllarca sürecek ekonomik ve politik dayatmalarla dolu bir döneme girdi.

K.K.T.C.’deki Sivil Havacılık Faaliyetleri 

Ercan Havalimanı, ada Britanya kolonisiyken inşa edilmiş, 13 Şubat 1975 tarihinde de Kıbrıs Türk otoritesi tarafından sivil uçuşlara açılmış bir hava meydanıdır.

Bu meydan dışında Geçitkale Havalimanı -geçtiğimiz günlerde Silahlı/ İnsansız Hava Aracı (İHA & SİHA) hizmetine açılmış bu meydan- 7 Mart 1986 tarihinde askeri amaçlarda kullanılmak için inşa edilmiştir.

Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) Dönemi (1974-2010)

  1. Yıl önce, 4 Aralık 1974 hizmete başlayan  KTHY, Türkiye’de yaklaşık 9 destinasyona tarifeli (sürekli) operasyonlar düzenliyordu.

Ayrıca , Britanya ve Kuzey Kıbrıs vatandaşlarımız arasında; Londra (Heathrow, Gatwick & Stansted), Manchester ve Birmingham gibi destinasyonlardan, İstanbul (Türkiye) bacaklı uçuşlar gerçekleştiren KTHY, diasporadaki toplumunun bir diğer yuvasıydı.

Bunların dışında, milli havayolumuz Almanya’nın Köln, Stuttgart, Frankfurt, Münih, Nürnberg gibi şehirlerinden tutunda Finlandiya’ya, Antalya bacaklı, “charter” (mevsimsel) uçuşlar yapıyordu.

Peki, Neden Kuzey Kıbrıs’a Direk Uçuş Yapılamıyor?

Gelelim esas soruya: “Kuzey Kıbrıs’a 3. Dünya Ülkelerinden Neden Direkt Uçuş Yok?”. Yeryüzünde her devletin kendi hava sahası üzerinde egemenlik hakları vardır. Yani, sizin hava sahanız üzerinden yapılacak her türlü operasyon, hava meydanlarınızı acil bir durumda veya ticari bir amaçla kullanma, “egemen devletin” rızanıza tabiidir. Egemen devletin havacılık otoritelerisiyle yapılacak anlaşmalar ile o ülkeye uçuş düzenleyebilir veya havasını kullanabilirsiniz. İşte, sorunda tam burada başlıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti, Uluslarası Platformlarda tüm Kıbrıs Adasının sözde “yasal sahibi” olarak görünüyor. Ve de uluslararası mercekler, KKTC diye bir devletin varlığını tanımadığından, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sözüyle hareket ediyor.

Hal böyle olunca, Rumlar (GKRY) yasalardaki bu boşluğu bir fırsata çeviriyor ve Birleşmiş Milletlerin bir alt kurumu olan Uluslararası Havacılık Örgütüne (ICAO) yazdığı mektupta; adanın kuzeyinde faaliyet gösteren hava meydanının -Ercan Havalimanı’nın- faliyetlerinin yasadışı olduğunu, kendilerinin kontrolünde olmadığını ve buraya yapılacak tüm operasyonların Chicago Antlaşmasına aykırı olduğunu savunuyor. Ve buraya uçuş yapacak havayollarına ‘Aba altından değnek göstermeye’ kalkışıyor.

Kısacası, tüm sorun; GKRY’nin adanın tek sahibi olarak dünya kamuoyu önünde görülmesidir.

Ercan’dan Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelere direkt uçuşların gerçekleşmesi için öncelikle K.K.T.C.’nin, Kıbrıs’ın kuzeyinde hükmeden bir devlet olarak tüm uluslar tarafından tanınması ve uluslararası sivil havacılık örgütü tarafından yürüttüğü operasyonların yasal olarak kabul görmesi gerekmektedir.

Nasıl Oluyorda Türkiye’ye Direk Uçuş Yapılabiliyor?

Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunda imzası olan Garantör devletlerden biridir. Ve adada yaşayan Kıbrıs Türk toplumunun bir “soykırıma” uğramaması için 1974’te, Garantörlük haklarını kullanarak bir operasyon düzenlemiştir. Türkiye’ye göre Kıbrıs Cumhuriyeti’nin beyin ölümü çoktan gerçekleşmiştir. Bu yüzden böyle bir devletin varlığını kabul etmiyor ve K.C’yi tanımıyor.

Eğer dünyadaki tüm devletler de durumu böyle kabul etselerdi, ve K.C.’nin tüm ada üzerinde egemen devlet olmadığını onaylasalardı, bugün Kuzey Kıbrıs’a direk uçuş olabilirdi.

İngiltere’den Kıbrıs’a Direkt Uçuş Olur Mu?

Aslında, Kıbrıs’ta yaşananları en iyi bilen ikinci ülke de Britanya’dır. Ve bana kalırsa yaşananlardan sorumlu olan ülke de Britanya’dır. Yıllarca da susmuştur Britanya. Çünkü adanın güneyinde, “En Büyük Deniz Aşırı Havva Üssü”  RAF Akrotiri (Ağratur) bulunmaktadır. Bu üssün Orta Doğu üzerindeki etkin konumunu da göz önünde bulundurduğunuzda İngiltere’nin neden susmakta ısrar ettiğini görebilirsiniz. Üsleri, yaşananlarda taraf tutarak neden riske atmak istesin ki?

Şunu da belirteyim; geçtiğimiz günlerde Ian Duncan Smith isimli bir İngiliz parlementerin K.K.T.C.’ye direk uçuş yapma konusunda destek olacağı haberler çıktı. Çok ümitlenmemesi gereken bir durum bu. Tek bir kişinin sözüyle aşılacak bir durum değil. Devletlerin çıkarları söz konusu. E tabi bir de İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumun lobicilik faaliyetlerinde ne kadar etkin olduğunu tartışmak gerekir.

İngiltere’deki Kıbrıs Türk Toplumu Lobicilikte Ne Kadar Etkin?

Yıllardır, büyük çoğunluğunu çeşitli ülkelere göç vermiş Kıbrıslı Türkler bölünüp, bir sürü yerlere dağılmış. Öyle ki İngiltere, Türkiye ve Avustralya gibi ülkelerdeki toplum ferdlerimiz sayısını bilmiyoruz. Nesillerdir bir araya gelip, lobicilik faaliyetlerimizde izleyeceğimiz ortak bir konsensüs bile yok. Enerjimizi ayrışmak için kullanıyoruz. Güçlü bir ses olamıyoruz. Halbuki, İngiltere’de 300-400 olduğu söylenen Kıbrıs Türk Toplumu Avam Kamerası üzerinde etki oluşturacak etkin bir ses oluştursa, Oradaki toplum Yahudi toplumu kadar ‘birlik ve dayanışma’ çerçevesinde buluşmaya teşvik edilseydi, bugün Kuzey Kıbrıs’a 1983’lü yıllardan beridir direk uçuş düzenleniyor olurdu. Bu konuda geçmiş nesil biraz geç kaldı. Umudumuz 3. ve 4. nesildir. Hepsi pırıl pırıl, başarılı, güzel üniversitelerde eğitim gören kardeşlerimizdir. Onların toplumdan kopmalarına izin verilmemelidir. Gençler geleceğimizdir.

Kuzey Kıbrıs’a Türkiye Bacaklı Uçuşlarda Neden Uçak Değiştiriliyor?

Aslında bu durumun bir sürü nedeni var. Birincisi; Ercan Havalimanı’nın uluslararası platformda tanınmaması en büyük engel. Bu yüzden güvenlik standartlarında kabul görmüyor ve yolcular uçaktan indirilip, Türkiye’de tekrardan güvenlik kontrolünden geçmek zorunda. Geçtiğimiz senelerde, İngiltere’den K.K.T.C.’ye Ercan’ı denetlemeye bir ekip gönderildi. Ve güvenkül standartlarının dünyayla aynı seviyede olduğu kanıtlandı. Hatta Yeni Ercan Havalimanı bu konuda bir tık daha üst seviyede olacak. Ama bunun dışında ikinci bir sebeb daha var.

Uçakta Yolcunun Bekletilmesi Havayolu Masraflarını Artırıyor!

Havayollarının uçak içerisinde bekletilen yolcu yüzünden masrafları artıyor. Uçak kabininin yolcunun uçak içerisinde beklediği süre içerisinde; aydınlık, yeterince havalandırılması ve ihtiyaçlarının giderilebileceği bir ortamda olabilmesi şart. Bu yüzden uçak bir güç kaynağına (Ground Power Unit-GPU) bağlı olması gerekiyor. Bunun içinde havayolu yer hizmetlerine para ödemek durumunda. Yani havayolu zararda.

Peki ne yapmalı?

Öngörüm şudur ki; yurt dışında yaşamını sürdüren toplum ikamet ettiği coğrafya üzerinde etkin bir ses oluşturmalı. Güçlü bir lobicilik faaliyeti yürütmelidir. Aynı şekilde K.K.T.C. Parlementosunda temsil edilen siyasi partiler, ülkemizin geleceğe dönük lobicilik faaliyetlerinin yol haritasını, uzlaşı içinde belirlemesi gerekmektedir. Çünkü ayrışırsak güç kaybederiz.

Bunlara ek olarak; Kıbrıs Türkü’nü, dünya önünde savunacak çok iyi diplomat ve devlet adamlarına ihtiyacı vardır. Bu kişilerin teknik konulara da hakim olması gerekiyor, aksi halde olaylar üzerinde sağlam bir hakimiyet kuramazsınız. Gençlerimizi bu yönde yetiştirmeliyiz. Onları yönlendirmeli ve sahip çıkmalıyız.

Ayrıca, alanında uzman, konuya hakim, son derece bilgili ve sahip olduğu donanımıda işine yansıtacak teknik bir ekibin bu konunun üstesinden gelebileciğine inanıyorum. Diplomaside çareler tükenmez diye boşuna dememişler. Kendimize alternatif çıkış yolları üretebiliriz. Yeter ki bunları gerçekleştirecek adımları atacak cesaretimiz olsun.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.